Bir baba unuttuğu için. Bir kız endişelendiği için. Aralarındaki uzaklığı bir bildirimle kapatabilelim diye.
İlaçmatik'in başlangıcı bir aile hikâyesidir. Tıpkı sizin yaşadıklarınıza benzer.
Babam 70'li yaşlarında, kalp ilaçları kullanıyor. Ben başka bir şehirde çalışıyorum. Her sabah aynı kaygıyı yaşıyordum: "Acaba bugün ilacını aldı mı?"
Ona telefon açıp soruyordum. Bazen "aldım" diyor, bazen "almadım" diyor, bazen de — en zoru — "bilmiyorum yavrum, hatırlamıyorum" diyordu. O cevabı duymak içimi acıtıyordu. Çünkü bilmemek, biraz da unuttuğunu kabullenmesi anlamına geliyordu.
Bunun bir çözümü olmalıydı. Telefonunda alarmlar kurmayı denedik — sessize alıyordu. Hap kutuları aldık — kullanmıyordu. Pratik değildi, kullanması karmaşıktı, eskiyordu.
Sonunda anladım: Bir uygulama bunu yapabilir. Doğru tasarlanırsa.
İlaçmatik'i tasarlarken üç kuralım vardı:
Bu üç kuralı sıkıca tuttum. Hâlâ tutuyorum.
İlaçmatik bir tek kişilik proje olarak başladı. Hâlâ küçük bir ekip. Devasa fonlamamız yok, ofislerimiz yok, agresif büyüme hedeflerimiz yok.
Buna karşılık şuna sahibiz: Doğru bir ürün yapma özgürlüğü. Yatırımcı baskısı altında reklam koymak, veri satmak, kullanıcıyı bağımlı yapacak karanlık tasarımlara başvurmak zorunda değiliz. İlaçmatik kullanıcısının çıkarına çalışır — başka kimsenin değil.
İlaçmatik'in iki gelir kaynağı var:
Reklam yok. Veri satışı yok. Üçüncü taraf ortaklıkları yok. Bu modelin sürdürülebilir olması için Premium kullanıcımıza gerçekten değerli olmamız gerekiyor — bu da bizi sürekli iyileştirmeye zorluyor.
Her ürün kararında bunlara dönüyoruz.
Sağlık verisi hassas bir veridir. Onu satmak ya da reklam ortaklarıyla paylaşmak değil, korumak işimizdir.
Her ekran, gerçek yaşlı kullanıcılarla denenir. Anlamadıkları her şey değişir. "Bizim için kolay" yetmez.
Vaatlerimiz gerçekçi. "Hayat kurtarır" demeyiz, "doz kaçırmamanıza yardımcı olur" deriz. Aradaki fark önemli.
Geri bildiriminiz, sorunuz, eleştiriniz değerli. Doğrudan bana yazabilirsiniz:
Sağlıkla kalın.
— Önder, İlaçmatik Kurucusu